Aşk eski zamanlarda söze gelir, dile gelir, imana gelirdi.
Sevgili için söylenen bir cümlenin marifeti vardı, zordu.
Büyük marifetti sevenin sevdiğine sevgisini anlatması.
Konuşmalara heyecan karışır el ayağa dolanırdı.
Seven sevdiğinin gözlerine baktığında nutku tutulurdu.
Başını öne eğerdi sevdasının asaletinden.
Sevdi mi edepli sever, adabından zerre kadar noksan etmezdi.
Öyle bir ilahtı ki sevgi, sevilen her şeyin üstündeydi.
Ateşlerde yürünür, dağlar denizler sevene yol verirdi.
Sevgili yârim diye başlardı mektuplar.
O mektuplar yar göğsünde kalbin üzerinde taşınırdı.
Kalp atışıyla yaşar, terle sulanırdı.
Yar eli tutmak yaradanın armağanı olarak bilinir şükre gidilirdi.
O armağan eller tutulduğunda, sevdalıların içinde bir dal yeşerirdi.
Gözyaşının değeri altından daha pahalıydı.
Aşk eskiden karaborsaydı. Bulana aşk olsun denirdi!

Aşk şimdi rakamlara gelir, sayılara gelir, fiyatlara gelir.
2. el bitpazarlarında yolunu şaşıran bir alıcı bekliyor.
Aşk o kadar ucuzladı ki, hasat mevsiminde dalında kalıyor.
İşte bu yüzden meyveli ağaçlar taşlanıyor.
Aşk artık sayısal, sevilenler küçük hesaplar peşinde.
Aldatmak ve ihanet için hala bir kefen bezi yok.
Ve bir hastalık gibi bulaşıyor yürekten yüreğe.
İhanet kalplerin kanseri oluyor.
İlacını eski kitaplarda arıyor hastalığın mağdurları.
Şimdi ikili ilişkilerde verilenler tartıya konulup tartılıyor.
Kim kimi fazla severse bitpazarının yolunu tutuyor.
İşte bu yüzden duyguların el freni çekildi vücutlar park edildi yalnızlığa.
Ve hep sayısal hesaplar yapıldı bedenleri ele geçirmenin.
Gizli yapılan ihanetlerin saklı kalması için detaylar düşünüldü planlar yapıldı.
Aldatmak marifet sayıldı çentikler atıldı şahit duvarlara.
Vücutlara sahip olmak için hokkabaz olundu, numaralar öğrenildi.
Yeni formüller bulundu, şuursuzca denendi uygulandı başarıya ulaşıldı.
İhanetlerin yaraları gözyaşıyla pansuman edildi.
Göz yaşı artık çok yaşlandı, kimse onu dinlemedi.
Yar tesellisi ve hoşgörü tedavülden kalktı.
Onun yerine sıfırı bol bir hiç geldi oturdu yeşeren dalları kırdı.
Sevdiğinin uğruna gülümsemesine kurban olanlar.
Bir kıyma makinesi gibi, kıyan öğüten ayrılıkların dişlileri arasında sıkıştı öldü.

Oturma odasındaki Aşk, makamını yatak odasında ki meşke bıraktı

                           

                         

     
     
     
Sitede yayımlanan bütün eserlerin yayın hakları Atakan Gülgar'a ait olduğu belgelidir. Alıntı yapılamaz.